Deri, hemen hemen bütün üretim aşamalarında el emeğinin yoğun olarak kullanıldığı bir sektör. Ayrıca standart bir biçime sahip olmadığı ve her zaman ihtiyaçlara uygun olarak hazır bulunmadığından, hammaddenin talepler doğrultusunda hazırlanması da sektörde önemli bir üretim aşamasıdır.
Üretiminde kullanılan teçhizatın yeniliği, ürünün kalitesini ve genel olarak verimliliğini etkilediğinden, Türk deri sektörü üretim teknolojisinde meydana gelen değişiklikleri yakından takip ediyor. Kullanılan teknoloji rakip ülkelerin birçoğuna göre ileri durumda. Önemli deri konfeksiyon ülkelerinden Çin, Hindistan ve Pakistan bu anlamda Türkiye’nin oldukça gerisinde yer alıyor. Öte yandan, dünyanın en önemli deri üreticisi İtalya, teknoloji, moda ve katma değer açısından Türk deri sektörünün kendine hedef edindiği ülkelerden...
Türkiye’de deri hammaddesi, deri konfeksiyon üreticilerinin ihtiyaçlarına ve kalite beklentilerine cevap vermede yetersiz olduğundan; sektör, yüzde 70-75 oranında ithalata bağımlı durumda. Diğer bir önemli üretim girdisi de işçilik. Toplam girdiler içindeki payı yüzde 15-20 dolayında. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Çin, Hindistan ve Pakistan deri üretiminde düşük ücret düzeyleri ve devletin uyguladığı sübvansiyonlar nedeniyle avantajlı konumda.
400.000 tonluk yıllık deri işleme kapasitesi bulunan sektörde, ihracatta tek pazara bağımlılık ve istikrarsız pazar hareketleri nedeniyle kapasite kullanım oranı düşük kalıyor. 1998 krizini takiben Rusya pazarında yaşanan kriz ve bavul ticaretinin durma noktasına gelmiş olması, sektörde üretim kapasitesini yüzde 30’lara kadar geriletti. 2000 yılından sonra Rusya piyasasının toparlanma sinyalleri vermesi ve üreticilerin Avrupa pazarında ihracat arayışlarını yoğunlaştırmaları sonucunda, sektör toparlanma sürecine girdi. 2002 yılından sonra ise deri ve deri mamulleri sektörü imalat sanayi üretimindeki yüzde 2,3’lük ve toplam sanayi istihdamındaki yüzde 1,5’lik payı ile ülke açısından hayati öneme sahip sektörlerden birisi haline geldi.
Kaynak: KobiFinans




