2008 yılının başında, Cumhurbaşkanı Sarkozy, seçim kampanyasında vaat ettiği reformların gerçekleştirilmesi yönünde önemli çaba harcamıştır.
Diğer yandan, 2008 yılının ikinci yarısı Fransa'nın AB Dönem Başkanlığını üstlenmesi ile Fransa'da birçok büyük çaplı zirve ve konferanslar gerçekleştirilmiştir.
Global finans krizinin 2008 yılının ikinci yarısında Avrupa üzerinde de etkisini göstermeye başlamasıyla, Fransa bir yandan söz konusu krizle mücadele etmek için kendi önlemlerini almış, diğer yandan AB dönem başkanı olarak krize karşı Avrupa ölçeğinde alınacak önlemlerin koordinasyonunda önemli bir rol oynamıştır.
Yükselen Gıda ve Enerji Fiyatları, Yükselen Avro ve Enflasyon
Tüm dünyada görülen küresel ekonomik problemler, 2008 yılında Fransa için endişe kaynağı olmaya devam etmiştir. İç yapısal sorunların etkisiyle ekonomik ortamın kötüleşmesinin yanı sıra, Avro karşısında hızla değer kaybeden Dolar, Fransa'nın ödemeler dengesini azalan mal ve hizmet ihracatı nedeniyle olumsuz etkilemektedir.
Fransa'yı meşgul eden bir başka dışsal ekonomik sorun, dünya gıda ve enerji fiyatlarındaki artış olmuştur. Söz konusu artışlar, Fransa'da enflasyonu körüklemiştir. Örnek vermek gerekirse, Mart 2008 itibariyle enflasyon yıllık bazda %3,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam, son 16 yılın en yüksek enflasyon değerine tekabül etmektedir.
Aynı şekilde, 2008 yılının ilk aylarında varil fiyatı 150 Avroya çıkan petrol fiyatları da enflasyonun yükselmesinde ve durgunluğun artmasında önemli rol oynamıştır.
Fransa Dönem Başkanlığı
Fransa, 1 Temmuz-31 Aralık 2008 tarihleri arasında, AB Dönem Başkanı olarak Avrupa Konseyi toplantılarının başkanlığını yürütmüştür. Başkanlık gündeminin dört önemli önceliği, enerji politikası, Avrupa Göç Paktı, AB Savunma Birliği ve ortak tarım politikalarını koruma siyasetidir. Ayrıca, Akdeniz Birliği projesi de Fransa'nın dönem başkanlığı sırasında gerçekleştirmek için yoğun enerji harcadığı öncelikli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak 2008'in ikinci yarısında dünyayı etkisi alına alan global ekonomik kriz, Fransa'nın dönem başkanlığında bu konuyla da yakından ilgilenmesini zorunlu kılmıştır.
Akdeniz için Birlik
1995'de başlayan Barselona Süreci'nin bir devamı olarak, bir serbest ticaret bölgesi oluşturmak üzere Akdeniz'in kuzey ve güneyini bir araya getirmeyi amaçlayan "Akdeniz için Birlik", Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 43 ülkenin katılımı ile 13 Temmuz tarihinde imzalanmıştır.
Politik, uzun vadede serbest ticaretin gerçekleştirildiği bir ekonomi bölgesi olmayı amaçlayan, ancak adının çağrıştırdığı Avrupa Birliği kadar derinleşme amacı taşımayan Akdeniz için Birlik, daha ziyade bir projeler bütünüdür. Bu çerçevede, Birliğin planlanan somut projeleri şunlardır:
*Akdeniz'de kirliliğin azaltılması
*Deniz ve kara ulaşımı için altyapının kurulması
*Sivil nüfusun korunması (suç ve suç örgütlerinin azaltılması)
*Bir Avrupa-Akdeniz Üniversitesi kurulması
*KOBİ'lerin güçlendirilmesi
*Akdeniz'de güneş enerjisinden yararlanılması
Akdeniz Birliği'nin 2013 yılına kadar bütçesinin 16 milyar Avro civarında olması, özel yatırımcıların da mali destek sunması öngörülmüştür.

