
İnek sorunu yatırımcıları çok sevindirmiş olmalı. Hindistan’ın sanayi yoğun Gujarat bölgesinde Ahmedabad ile Vadodara kentleri arasında -Hintliler için kutsal olan-inekler otoyolda gezinmeyi çok seviyor, bu da trafiği ve dolayısıyla ticareti altüst ediyor.
Bu yüzden, hükümet büyük masraflara girerek yolu genişletmeyi ve inekler için alt geçitler yaptırmayı planlıyor. Hindistan’ da hayata geçirilmeyi bekleyen çok sayıda projeden sadece biri bu.
Macquarie Bank’in Mumbai’deki 76 kişilik yatırım bankacılığı biriminin şefliğini yapan Varun Bajpai, büyük bir ekonomik patlamanın yaşandığı ülkede girişilen devasa inşaat projelerinden büyük gelir sağlayacak Hintli inşaat şirketlerinin en büyük hayranlarından. Eğitimli, İngilizce konuşan ve düşük ücretli işgücüne rağmen Hindistan’ın (geçen yıl yüzde 8.5 olan ve önümüzdeki dönemde daha da artması beklenen) sersemletici büyüme hızı birtakım dar boğazla da karşı karşıya. Trafiğin yüzde 80’i mevcut otoyolların yüzde 3’üne sıkışmış durumda. Ülkenin tarih öncesinden kalma enerji ağına öylesine aşırı yüklenilmiş ki enerji talebi en iyi günde arz edilebilen miktarı yüzde 8 aşıyor ve bu da sık sık elektrik kesintilerine yol açıyor. Ülkenin onlarca yeni havaalanına ihtiyacı var; uçuş hacmi yılda yüzde 10 artıyor. Hızlı büyüyen Çin’in de altyapı sorunları var ama Çin’e yatırım yapmak daha riskli. Ayrıca her halükarda Hindistan’ın asfalta açlığı çok daha büyük. Ülkede sadece 6 bin kilometre otoyol var, Çin’ de ise bu rakam 40 bin kilometre.
Hindistan hükümetinin ihtiyaç duyulan iyileştirmelerin altından mali olarak tek başına kalkması mümkün değil, dolayısıyla hükümet bir süre önce altyapı projelerini özel sermayeye açtı. Ülkenin inşaat şirketleri birkaç yıl öncesine dek kamu ihalelerinden arada sırada gelen ihalelerle yetiniyordu. Ama dünün uykucu şirketlerinin sipariş defterleri bugün epey kalınlaşmış durumda. Hükümet işin cazibesini daha da artırmak için şirketleri kamu projelerinin gelecekteki karlarına ortak yapıyor.
Hindistan Başbakanı Manmohan Singh 2012 yılına kadar yeni yollar, enerji santralleri, limanlar ve sulama kanalları için 300 milyar Dolar’lık yatırım yapmayı taahhüt etti. Projelerin dörtte biri kamu ve özel sektör ortaklıkları çerçevesinde gerçekleştirilecek; Mumbai’de bulunan Riedel Research’ten Sayali Mahashur’a göre bu ortaklıklarda mali risk tamamen inşaatçılara ait olacak. Buna karşılık inşaatçı şirketler devlete devretmeden önce 30 yıla kadar uzayan sürelerde, projelerden elde edilen kullanıcı ücretlerini toplayabilecek.
Batılı yatırımcıların Hindistan’daki hukuk sisteminden yana içleri rahat. Sistem belki biraz eski ve garip ama ülkede mülkiyet haklarına saygı gösterilmesi ve sözleşmelerin uygulanması gerektiğine dair genel bir anlayış var. Ülkedeki inşaat şirketlerinin sermayeleri güçlü ve iyi yönetiliyor. Hindistan’ da büro açtığı 2006’dan beri Avustralyalı yatırım bankasının Hindistan operasyonlarını yürüten 31 yaşındaki Bajpai, "Yatırımcılar geldiğinde onlara büyük bir toplumsal destek oluyor" diyor. Kendisi daha önce Deutsche Bank’ta ve Kotak Mahendra Bank ile Goldman Sachs’ın ortak bir girişiminde çalışmış. İleride Fransız Saint Gobain ve ABD’li Halliburton gibi uluslararası devlerin de olaya dahil olma ihtimali bulunsa da herkes için bol iş var başlangıç aşamasında daha ziyade ülkenin yerli inşaat çıkarıyla iş yapılıyor.
Mart başında yaşanan küresel düşüşün ardından Hindistan’da hisse senetleri şubat ayındaki en yüksek düzeylerini tekrar yakalamış durumda. Bajpai’nin beğendiği Hintli inşaatçılar (tabloya bakınız) epey pahalı. Pek çoğunun fiyat/kazanç oranı 25 ya da 25’in üzerinde seyrediyor. Çoğunu GDR (Küresel Saklama Makbuzu) olarak almak mümkün, diğerlerini de brokerınız vasıtasıyla alabilirsiniz. Madhucon Projects, Hindistan’ın güneyindeki şehirleşmiş Tamil Nadu eyaletinde 260 kilometrelik otoyolu da kapsayan inşaat halindeki dört projesiyle ülkenin en iddialı şirketlerinden biri. Madhucon’un sulama kanalları gibi geleneksel kamu fonlu projeleri de içeren siparişlerinin toplam değeri 1.2 milyar Dolar; söz konusu rakam, şirketin 2006 yılındaki 98 milyon Dolar’lık cirosunun tam 12 katı. Bu, Hindistan’ın halka açık inşaat şirketleri içinde yüzde itibarıyla en zengin sipariş defteri. Sipariş defterinin yüklü olması inşaat şirketlerinin ihalede iş alabilmek için çok düşük fiyatlar vermek zorunda kalmayacakları anlamına geliyor. Bu tür şirketler ciddi bir kar getirme ihtimali zayıf projeleri pas geçebilirler.
Nagarjuna Construction inanılmaz bir büyüme hızı yakalamayı başardı, şirketin gelirleri son beş yıl içinde yılda ortalama yüzde 56 oranında artarak 2006’da 584 milyon dolar’a ulaştı. Şirket, gelirlerinin yüzde 40’ı değerinde işi taşerona veriyor, bu da hızlı büyümesini sağlıyor. İki yıl önce Nagarjuna’nın sipariş defterinin yüzde 40’ı getirisi daha düşük olan konut projelerinden oluşuyordu. Bugün bu oran yüzde 30. Patel Engineering bu gruptaki küçük şirketlerden biri, 2006 yılı satışları 244 milyon Dolar. Ancak Hindistan’ın hidroelektrik kapasitesinin dörtte birini inşa etti. Hidroelektrik, Patel’in 1.2 milyar Dolar’lık toplam siparişlerinin yüzde 50’sini teşkil ediyor. Şirketin geçen yılki esas faaliyet kar marjı yüzde 15 oldu; bunun temel nedeni Patel’in iki ABD şirketini satın alarak elde ettiği yeni teknolojilerdi.
Mumbai’ de bulunan Emkay Research’ten Naveen Jain, Patel’in baraj inşaatlarını bu sayede normalden yüzde 30 ucuza mal ettiğini söylüyor. Bu yeni ve daha ucuz teknikte inşaat şirketleri, baraja betonu konvansiyonel dikey bloklar yerine yatay katmanlar halinde döküyor. Hindistan’daki inşaat patlamasından kazançlı çıkan bir diğer şirket de ülkenin 3.8 cigavatlık nükleer enerji üretme kapasitesinin büyük bir bölümünü inşa eden 80 yıllık Hindustan Construction. Bu miktar, Hindistan’ da tüketilen enerjinin sadece yüzde 3’ünü teşkil ediyor. Dolayısıyla reaktör inşaatında şirketin geleceği parlak.
Önemli bir artı: Aralık ayında ABD ile Hindistan sivil amaçlı nükleer teknolojinin paylaşımı için bir anlaşma imzaladı ve bu gelişme nükleer inşaat çabalarının daha da hız kazanmasını sağlayacak. Nükleer teknolojinin silah geliştirmek için kullanılma riskine dair diplomatik endişeler böylece en azından şimdilik hafiflemiş durumda. Hindistan inşaat sektörünün en büyüğü, adını 1930’larda şirketi kuran iki Danimarkalı mühendisten alan Larsen & Toubro. Ancak şirketin mülkiyeti tamamen Hintli. L&T son dokuz ayda altyapı ürünlerinden 2 milyar Dolar’lık gelir elde etti; bu, şirketin cirosunun yüzde 73’ünü oluşturuyor.
Bunun geldiği yerde daha fazlası var. Bajpai "Hindistan devasa gelişme potansiyeline sahip büyük bir ülke" diyor.


